Kadın üzgündü. O kocaman yüreğindeki izleri muhteşem gülüşünün arkasında saklamak istiyordu ama yemiyordum.
Baktığı ben değildim sanki. Başkasını hayal ediyordu.
Belli ki kafa dağıtmaya ihtiyacı vardı
ve kurban olarak beni seçmişti kendine o gece.
Çabuk çaktım durumu. Farklı değildik çünkü.
Bu kocaman yüreğimdeki izleri muhteşem olmayan gülüşümün arkasına saklamak istiyordum.
Baktığım o değildi sanki ve kafa dağıtmaya ihtiyacım vardı benim de.
Dokunuşlardaki ve bakışlardaki samimiyeti içten yaşıyorduk.
Onun dışındaki herşey sahteydi. Çünkü hayal kuruyorduk ikimiz de ve ben değildim onun öptüğü ve o değildi sarıldığım.
Uzun sürmedi bu oyun.
Alkol etkisini iyice göstermeye başladığında  kurduğum hayaller haddini aştı ve ağzımdan dökülen harfler onun değil; kurduğum hayaldeki başkahramanın adını oluşturuyordu.
Kestiik!
Oyuncular normal hayatlarına dönmüştü.
Utanıyordum kalbini kırdığım için.
Bir şey diyemedim, çaresizce baktım yüzüne.
“Önemli değil” dedi sadece.
Gerçekten de önemli olmadığını hissettirdi bakışlarıyla.
Hoş, benim için de değildi.
Oyun bitti ve ayrıldık vedalaşmadan.
Özlemeye devam ettik ayrı zamanlarda ayrı kişileri. 
Özlemeye devam ettik aklına bile gelmediğimiz kişileri.  

[Flash 9 is required to listen to audio.]
286 oynatma

Allah belanı versin senin şarkı gibi. Sıçtın ağzıma.

Telefon çalar…

- Efendim?

+ Eren?

- Evet?

+ Aaa seni mi aradım lan ben

- Evet?

+ Lan pijamamı arıyodum yaa kapat kapat

- Tamam görüşürüz.

Bağıran insanlar duyuyorum içimde. İnce ve tiz çığlıkları ürkütücü.
Sanki karanlık bir boşluktan ellerini uzatıp yardım istiyorlar ve merhamet dileniyorlar. Tanıdık sesler duyuyorum aralarında.
Ve sonra aslında onların öldürdüğüm insanlar olduklarını farkediyorum. Derinliklerde bir mezarlığa çevirmişim kalbimi sanki.
Pişmanlık barındırmayan bir ses tonuyla “susun” diye karşılık veriyorum onlara ve duymamazlıktan geliyorum.
Aslına bakarsanız canımı yakıyor kulak tırmalayan haykırışları.
Özlediğimi hissediyorum fakat dönüş yollarının hepsini kendi ellerimle yaktığımı hatırlıyorum.
Susuyorlar sonra.
Çaresizliğimize üzülüyoruz beraber.
Ve her gece kendini tekrarlıyor bu lanet durum.

ekip:

9 Haziran’da tüm İstanbul, Tumblr buluşmasında! Keyifli bir etkinlik için lütfen etkinliği duyurmamıza yardımcı olun!
Etkinliğe katılmak isteyen tüm yazarların İstanbul Buluşması sayfasından katılım onayı vermesini rica ediyoruz.

Kadıköy Moda iptal oldu arkadaşlar. Buluşma Taksim’de olacak, Zeki Müren de bizi görecek.

ekip:

9 Haziran’da tüm İstanbul, Tumblr buluşmasında! Keyifli bir etkinlik için lütfen etkinliği duyurmamıza yardımcı olun!

Etkinliğe katılmak isteyen tüm yazarların İstanbul Buluşması sayfasından katılım onayı vermesini rica ediyoruz.

Kadıköy Moda iptal oldu arkadaşlar.
Buluşma Taksim’de olacak, Zeki Müren de bizi görecek.

Yalnızlıktan bunalıyorum bazen. 
Bazen kalabalıklardan.
Özlemekten bunalıyorum.
Bazen yokluğundan.
Çok bunalıyorum.
Senden bunalıyorum.
Bazen sizden.
Hepinizden bunalıyorum.

[Flash 9 is required to listen to audio.]
215 oynatma

Bu şarkı 1932’nin Aralık ayında Paris’te yağmurlu bir pazar günü besteci Reszo Seress tarafından, kız arkadaşı nişanı attığı gün yazılmıştır. Bunalım geçiren Seress, kafasının içinde ona tamamen yabancı hüzünlü bir müzik çalarken bu Pazar gününün ne kadar sıkıntılı olduğunu anlatıyordu. Bu beklenmeyen olayın şoku içerisindeki Seress müziği kaydedip ona “Sıkıntılı Pazar” adını verdi. Yazdığı sözler, sevgilisi yeni ölmüş bir adamın sevgilisiyle tekrar buluşmak için intiharı düşündüğüne dair trajik hikayesini anlatıyordu…

Seress’ibaşvurduğu ilk yayıncılar “Sıkıntılı Pazar” ı fazla melankolik olduğunu söyleyerek reddetti. Bunlardan biri, insanlar bunu dinlemezse daha iyi olacağını bile düşündü…

Bu görüş bir kehanet niteliği taşıyordu çünkü şarkı yayınlandığında şarkının hüzünlü tansiyonunun insanları intihara ittiği fikri yaygınlaştı…

İlk olay 1933 yılında, Budapeşte’de bir kafede oturan bir genç gruptan bu şarkıyı çalmalarını istediğinde gerçekleşti. Grup şarkıyı çaldıktan sonra bu genç eve gidip kendini vurdu. Bu olaylardan birinde de Londra’da bu şarkının yankılandığı bir dairenin kapısını kırarlar ve içeriye girdiklerinde dairenin sahibi kadını aşırı doz uyuşturucudanölmüş bir halde yatar bulurlar ve gramofon sürekli “Sıkıntılı Pazar” ı çalmaktadır…

1930’ların sonlarında “Sıkıntılı Pazar” halktan öylesine bir tepki aldı ki Macar hükümeti şarkının çalınmamasını istedi. BBC de dahil olmak üzere birçok radyo istasyonu şarkıyı yasaklamayı düşündü (ABD’de birçok radyo istasyonu şarkının çalınmasını yasakladı) ve intiharları bu şarkıyla ilişkilendirilen 200’den fazla kurbanın ailesi onu yasaklama konusunda ısrarcı oldu…

Belki de “Sıkıntılı Pazar”la bağlantılı en kederli olaylar onun yaratımından sorumlu olan iki kişinin başına gelmiştir. Bestecisi Reszo Seress 1968’te bir daha çok tutulan bir şarkı yazamadığını itiraf ettikten sonra bir binanın tepesinden atlayarak intihar etmiştir. Onu yıllar önce bırakan kıza gelirsek, o da nehrin kıyısında yanında üzerine “Sıkıntılı Pazar” yazılı bir kağıtla bulunmuştur.

[Flash 9 is required to listen to audio.]
166 oynatma

Şarkı dinlerken daha çok özlüyorum.

Adam akşam 9’dan beri orda lan. aslşdkfjşsaldkfjlksdşaGittim özür diledim kendini iyi hissetsin diye. Nası mutluyum şu an anlatamam aslşdkfjsaldkjfşklsd
Bu da #Part1 

Adam akşam 9’dan beri orda lan. aslşdkfjşsaldkfjlksdşa
Gittim özür diledim kendini iyi hissetsin diye.
Nası mutluyum şu an anlatamam aslşdkfjsaldkjfşklsd

Bu da #Part1 

İlk önce “Ben Memet, nasıl yardımcı olabilirim?” dediğinde “O NASIL İSİM LAN ASDŞLFJSADLKF” deyip kaçmıştım, sonra bi’daha girdim yine Memet çıktı.. Dayanamadım aldım makaraya.. asdflkjsdşlkfs Ve Sonra film tutunca ikinciyi çektim asdlşfjasdlkjfksld 

İlk önce “Ben Memet, nasıl yardımcı olabilirim?” dediğinde “O NASIL İSİM LAN ASDŞLFJSADLKF” deyip kaçmıştım, sonra bi’daha girdim yine Memet çıktı.. Dayanamadım aldım makaraya.. asdflkjsdşlkfs

Ve Sonra 
film tutunca ikinciyi çektim asdlşfjasdlkjfksld 

Evet görüldüğü üzere ben yine özledim. Dün de özlemiştim. Ben hep özlüyorum yaa. Her gece biraz daha fazla özlüyorum. “N’oolcak böyle boolum?” diye soruyorum kendime, sonra yine özlüyorum. Feridun Düzağaç dinlerken de özlüyorum, Sezen Aksu dinlerken de özlüyorum. Hep özlüyorum. Öznesi olmayan “çok özledim”li cümlelerim yüzünden bazen kendimi şizofren gibi hissediyorum, geçiyor sonra. Yine özlüyorum.

(Kaynak: erendiyebiri)

[Flash 9 is required to listen to audio.]
144 oynatma

Her zaman doymak olmaz
Biraz avunmak zamanı..

Sema..
Bu da Birol